Mezzokate

Mezzokate

Blogroll

Her Hakkım Saklıdır® Bu blogdaki tüm haklar Melis Tezcan'a (öncekadınsonraanne) aittir, kendisinden izin almadan!!! ve kaynak göstermeden gerek metinsel gerekse görsel dökümanların kopyalanması, kullanılması ve yayınlanması yasaktır. Aksi halde yasal yola başvurulacaktır.

17 Ağustos 2012 Cuma

TAMPAX: kadınlar, özellikle de anneler için rahatlık

Eskiden sadece yazın denize girmek vs. için tampon kullanırken son senelerde daha sık kullanmaya başladım. Hele de anne olunca.

Çünkülere gelince:
  • Tampon ile daha uzun "gerçekten" kuru kalıyorsunuz. Hele de ek tedbir orkid vs de kullanınca. Çocukla orkid değiştirmeye gitmek bile bazen lüks oluyor. Hele de AVMlerde. O zaman da taşma problemi riski var. Aplikatörlü olunca değiştirmek daha kolay ve daha hızlı.
  • İnsanın ıslak hissetmesi kendini psikolojik olarak da halsiz ve bitkin hissetmemesine yardımcı oluyor. Regl olduğunuzu unutuyorsunuz.
  • Gece batma riskiniz yok oluyor. Yoğun günlerde bile gecelik veya yatak batmıyor. Ayrıca çocuk ağladığında, kalkıp koşmadan önce kendiniz tuvalete gitmeniz de gerekmiyor (yoksa gece boyunca biriken akıntı bir anda hücum edip batmanıza sebep olabiliyor). 
Hele de aplikatörlü tamponlar daha kolay, pratik ve hijyenik. Ama son senelerde plastik aplikatörlü tampon satılmaz olmuştu. Ya meşhur O.B. gibi düz tamponlar vardı. Ya da organik delileri için karton aplikatörlüleri bulabiliyordunuz. Kartonlardan nefret ettim, bu kadar rahatsız bir şey daha olamaz, ucu bile yuvarlatılmış değil çoğunun. Organik derken daha sağlıksız bir işleme maruz kalıyordunuz.

Seneler önce Amerika'dan aldığım tamponlardan olsa derken............
Bu yaz tatil için gittiğimiz Fethiye Çalış'taki bir eczanede Tampax tampon buldum. Hem de plastik aplikatörlü:)))) oleyyyy!! Üstelik de küçük paketli

Üzerinde Rusça yazılar da olduğu için herhalde ithal,turistler için, turistler getirdi sattı gibi saçma fikirlere kapıldım.... Nasıl bir mantıksa:))))

Eve dönünce Tampax firmasına mail attım "neden Türkiye'de satmıyorsunuz" diye...
P&G firmasından cevap geldi; hatta aradılar sanırım. Pek çok yerde bulabilirsiniz artık diye... (Gratis ve bazı büyük marketlerde)

Pilot olan eşime de tembih etmiştim yurtdışı yatılarda bulursan al bana diye...
Hemen Gratis'e koştum ve 2-3 kutu aldım. Migros'ta bulamadım. Ama sonra bir baktım ki Carrefour'da var, hem de en ucuz orada buldum; oradan da stok yaptım. Eşime de aramasına gerek kalmadığını bildirdim.

Bu Tampax tamponların 2 ayrı boyundan da aldım.


 Her biri kendi kapalı poşetinde.


Diğer aplikatörlüler gibi uzun değil; en küçük çantaya hatta avucunuza kolayca sığıyor. Geri çekip enjektör gibi itme mekanizması uyguluyorsunuz.


 Uç kısmı yuvarlatılmış. 


Kesinlikle tavsiye ederim. Dün alışveriş merkezinde hayatımı kurtarınca (kuzen şahit) yazmaya karar verdim. Oğlanı yedir, onu tuvalete götür, üstünü değiştir derken sıra bana bir türlü gelemedi. İnsan tuvalete gitmeye vakit bulamaz mı? Evet anne ise bulamayabilir. Tampon olmasaydı yanmıştım.

Topuk Dikeni için ilginç çözüm

Geçenlerde bir arkadaş topuk dikeni için ortopedist sorunca ona babam için uyguladığımız ilginç kürden bahsettim, yaptı mı bilmem...

Şimdi diyeceksiniz ki "ne acayip ailesiniz, hem de ailede Drlar bu kadar çokken; amma çok kocakarı yönteminiz var..."

Ama annem eczacı ve farmakolojik açıdan bakarsak ilaçların bitkilerden yapıldığını; ama doğru dozaj ve hazırlanış yönteminin ehil ellerden olması gerektiğini sıkça belirtir. Kulaktan dolma yöntemlerle körü körüne değil; ama doktora danışarak veya bizzat doktor tarafından önerilen alternatif tıp yöntemlerini de denemekte fayda var.

Seneler önce babamda topuk dikeni çıktığında babam Dağıstanlı bir tıp doktoruna gitmiş. Dr askerde iken ayağında geçemeyen bir mantar varmış ve kendi köyündeki hemşerileri ona bu yöntemi önermişler. Babama "faydası olur mu bilmem ama topuk dikeni için de istersen dene" demiş. Ve babamın topuk dikeni geçti. Babam ve önerdikleri kişiler şifa buldular.

Sabah ayağını kendi idrarını yaptığın leğene sokup bekliyorsun. Babam sanırım 10-15 dk tutmuş. Yaklaşık bir hafta, 10 günde geçmiş.
İdrar ilk çıktığında sterildir. Ama sonra mikrop üremesine elverişlidir. O yüzden aslında iğrenecek bir durum yok. Zaten o sancıdansa her şeyi denemeye razı hastalar.

Denemenin zararı olacak bir durum değil nasılsa... Üstelik de yapması çoooook kolay. Malzeme gerektirmiyor, sarıp dolaşmak gerekmiyor, hem de besbedava:)

Böbrek taşı için bitkisel kür

Geçen sene çekilen ultrasonda böbrek taşım olduğu tesadüfen ortaya çıktı.
Ben de annemin arkadaşlarından birinin eşinin uyguladığı bitkisel kürü uyguladım ve taşım bir sonraki tetkikte yok oldu.

Kür şu şekilde:

Acı Elma Yağı alıyorsunuz. (Aktarlarda küçük bir şişe olarak satılıyor). Bu aslında adaçayının bir türevi. Adaçayı yağı olarak da geçiyor.

Bu yağdan bir kesme şekerin üstüne 10 damla damlatıp sabah aç karnına yiyorsunuz. Tadı iğrenç, viks yer gibi.
Kür en fazla!!!!!!!!!!!!!!!!! 5 gün sürüyor. Fazlasını yapmak zararlıymış.
Eczacı olan annem zaten hem der: dozaj ve hazırlanış şekli çok önemli. Örneğin operacıların dostu adaçayı (babaannemin evinin dibinde Kuşadası'nda ibadullah varken sevmediğim, konservatuvarda mecburen içtiğim) ödem alıcı, boğaza iyi gelen adaçayı, ıhlamur gibi kaynatılmaz; sadece sıcak suya batırılıp çıkarılır. Kaynatılırsa zehirlermiş. Bu da adaçayı yağı olduğuna göre fazlasının buna benzer bir zararı olabilir.

Bu zaman zarfında çişinizi bir kaba yaparsanız taşın düştüğünü görüp kürü kesebilirsiniz. Ben üşendim; kaba yapmadığım için 5 gün yaptım. Erkekler için daha kolay kaba yapmak.

Annemlerin arkadaşı ameliyat olacakken bu kür ile taşı yok olunca, doktoru tarifi istemiş.

Ben sancı çekmeden, tesadüfen ortaya çıkan taşımdan kurtuldum. Ama sancısı olanlara Allah şifa versin. Bu tarif denemeye değer bence. Kime önerdiysek faydasını gördü.
Doktorunuza danışın!!!! o ayrı. Ben yaşadığımı paylaştım sadece...

Not: Her tür taşı eritmiyor, bazı cinslerini

AYRICA GİLABURU SUYU DENEN BİR ŞEY VAR O DA İŞE YARIYOR
AKTARLARDA BULABİLİRSİNİZ
KAYSERI'DE MİSAFİRE İKRAM EDİLEN DOĞAL MEYVE SUYU TARZI BİR İÇECEK
BUNDAN BELLİ BİR ÖLÇÜ VERMEDİLER İÇMEK İÇİN
BEN ONU DA İÇTİM MEMNUN KALDIM
BU SAYEDE TAŞ DÜŞÜREN TANIDIKLARIM DA VAR
http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Gilaburu

16 Ağustos 2012 Perşembe

Sarımsaklı şampuan saçımın dökülmesini azalttı

Son aylarda saçlarım sapır sapır dökülüyordu, avuç avuç... İnsanın elini saçına değdirdiği her an en az 2 tel elinde kalır mı (hangi iki tel, 12 tel o ayrı).

Ali Mert'in saçlarını kestirmeye erkek berberine gittiğimde, berber çocuk ağabeyinin Beylikdüzü'nde bir aktardan sarımsaklı şampuan aldığını ve yeni saçlar çıkmaya başladığını söyledi.
Tarif ettiği yere gidip şampuanı aldım.

4-5 gün içinde dökülme azaldı. Saç derimi sabun gibi bir tabaka kaplamaya başlamıştı, o da geçti.
Üstelik kötü değil (sarımsak kokusundan eser yok) güzel bile kokuyor.

Piyasada çeşit çeşit sarımsaklı şampuan var. Annemin bir arkadaşı da kullanmış çok memnun kalmış; ama onunkinin markası neydi bilmiyorum.

Ben Akışık marka aldım ve kullanıyorum. Sadece krem sürmezsem bir kısmı kuru ve tiftik oluyor; ama en azından dökülmüyor.
Sürüp diplere masaj yapıyorum, durulamadan önce vücudumu yıkıyorum ki bir süre kafamda kalabilsin.

İnternette de baktım ve bir forumda benim kullandığım marka için şunu yazdıklarını gördüm:
"Erkek kardeşim Akışık doğal bakım ürünlerinin sarmısak özlü şampuanını kullanıyor.Kel olma aşamasındayken şimdi yeni yeni saçlar çıkmaya başladı.Daha sonra bir kız arkadaşıma tavsiye ettim .Doğum sonrası saçları çok dökülüyordu.Oda çok memnun.Zaten firmanın bütün ürünleri harika.Tamaman doğal,bitkisel.Denemenizi tavsiye ederim."

Not: Maia marka şampuan da denedim pek beğenmedim. Saçlarım zaten yağlı, iyice yağlı gibi yaptı. Yeni yıkanmış saçlarım yağlı gibi duruyor.

Çocuk yıkama hakkında öneriler

Geçen aylarda size bahsettiğim bir arkadaşım vardı. Hani şu diş çıkarma sorunu için şurup öneren: (http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/07/dis-ckarma-sorunu.html)

Dün bu arkadaşa oturmaya gittim ve sizler için yeni bilgiler edindim:
Biri şu: gülmekten veya ağlamaktan katılan çocuğun ağzına üflerseniz düzeliyormuş. Ona Dr önermiş ve panik yapmamasını daha doğrusu belli etmemesini; çünkü çocuğun bunu ilgi çekmek için kullanabileceğini söylemiş.

Önce şunu söylemeliyim ki arkadaşım Şeniz Almanya'da yaşamış bir kadın ve diğer tüm tanıdığım Almanya kökenli kız (maalesef tüm erkekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim) arkadaşlarım gibi kendi ayakları üstünde durabilen, dobra, becerikli kadınlardan biri.
Üstelik denizci eşi olduğu için oğluşuna 4 veya 5 ay yanlız bakan, kendine yetmesi gereken bir anne. Doğumda bile eşi yanında değildi, babasını oğlunu 4 aylıkken gördü. Pilot olan eşim 4-5 gün gelmeyince zorlanınca hemen aklıma o geliyor ve kendimden utanıyorum. Allah eşlerimizi başımızdan eksik etmesin, çocuklarımızı babalarından ayrı düşürmesin.

Benim daha sonraki yazılarımda değinmek istediğim bir konu vardı. Çocuğumu nasıl yıkadığımda dair yazmak istiyordum...

Şeniz bunu çok pratik bir çözümle halletmiş. Delikli dikdörtgen bir çamaşır sepetinin tabanına havlu koyuyormuş ve çocuğu da içine oturtuyormuş. Çok sağlıklı, pratik ve ucuz bir yöntem. Çünkü: küvette pis su kalmıyor, akan su ile gidiyor/delikli olduğu için boğulma tehlikesi yaratmıyor/dibindeki havlu kaymayı önlüyor, file vs gerektirmiyor/çocuk kilolu bile olsa sığıyor. Akıllı bıdık arkadaşım benim:)))


Gelelim benim banyo maceralarıma:
Ben de her anne gibi bebek küveti aldım (hatta anneannemiz aldı, gayet güzel Mothercare marka, hatta ayakları bile var, içine havlu file de aldım ama ıslak ıslak çocuğu üşütüyor diye onu da kullanmadım); ama pek kullanmadık ve atıl durdu tepelerde.

Çünkü bebeğimi kucağıma alarak beraber yıkanmak daha kolay oldu. Sırt üstü (annemin de beni yıkadığı gibi) koluma yatırarak yıkadım. Başını geriye verdiğim için de yüzüne su gelmedi ve hiç ağlamadı. Banyo yapmayı çok sevdi, hatta ileri ki zamanlarda çıkarttığımız için çok ağladı, tepindi; hala da kavgamız sürüyor. Yengeç burcu oğlum tam bir su kuşu.
Kayınvalidemin "çocuk yüzüstü yatırılarak yıkanır" sözlerine hiç kulak asmadım; çünkü gözüne, yüzüne su vs. gelen çocuk ürküyor, nefessiz kalıyor. Ben çocukken bu metoddan memnundum ve çocuğuma da bunu uyguladım.

Hatta şu an başını arkaya kaldırmayı bilemediği ve benim direktiflerime pek kulak asmadığı için yüzüne su geliyor ve banyonun bu kısmını sevmiyor. Su şapkası adını taktığımız (çünkü şapka takmayı seviyor) siperlikle daha rahat yıkanıyor. Babası yıkarsa siperlik takmıyor ve yağmur yağıyor oyunuyla oyalamaya çalışıyor.

Doğduğu zaman anneannemiz lastikli bir Chicco siperlik almıştı, çok da memnun kaldık; ama artık üretilmiyor. Seneler içinde içindeki teller kırılıp çıktı ve paslandı.


Ben de yeni bir Chicco siperlik aldım (ayarlı) ama hiç kullanamadık çünkü küçük geldi, takmak imkansız büyük çocuklara. Çocuğun başını acıttı, sert ve dar.
 En son OKBaby'nin silikon siperliğinden memnun kaldık.
Başka markalar da siperlik veya kalkan üretmiş hem de daha ucuza; ama her tür uymayabiliyor silikon değilse, denemeden almayın.

(Eylül 2012) Yırtılanın yerine yeni bir siperlik daha aldım. Bu sitede de (http://www.banyosapkasi.com/) satılıyor ama daha pahalıya 29 TL. Ben ise bu siteden 7 TLye aldım: http://www.yakaladinyakaladin.com/goze-su-kacirmayan-bebek-banyo-sapkasi.html



Bir ara arkadaşım Sibel bir aparat vermişti. Ona oturttuk, önündeki oyuncaklarla da güzel güzel oynadı.


Muadilleri çok pahalıydı.
Şimdi Joker jokjok daha ucuzunu yapmış
ama yine de o parayı vermeye değer mi sepet dururken... Koy oyuncaklarını da oynasın. Üstelik kilolu çocuklar sığmıyormuş.
Ya da kaydırmaz mat şeklinde olanlar var: http://www.fikirdenk.com/urun/mothercare-aqua-pod-banyo-mati/

İlle de küvet alayım derseniz katlanan veya lavaboya sığan versiyonlar çıkmış:

http://www.fikirdenk.com/urun/puj-yenidogan-kuveti/

Not: Termometre de kullanmadım. Başta aldım tabi; ama pek kullanmadım, akan su ile yıkayınca gerek kalmıyor zaten. Hatta aldığım termometre patlamış, boyası akmıştı.

Bir de bize özel bir hikaye: Bir gün suda kalmaktan parmakları buruştuğunda elinden ürktü/iğrendi, anne bak ne olmuş tarzı sorular sordu. Ben de "dede parmak" olmuş dedim. Sevgili babacığımın parmakları hala gergin, hiç de buruşuk değil, o ayrı:))) O günden sonra gülerek "bak dede parmak oldu" diyor. Ben de ona şunu öğrettim: dede parmak olunca banyo bitmeli, banyoda çok kaldık demek. Babası yıkayınca çoook uzun kalıp oyuna daldığı için dede parmak olmak kaçınılmaz:)

Sonuç her çocuk farklıdır; her annenin "bence"leri farklıdır. Çocuğuna zarar vermedikçe, kimsenin bir başka anneyi yargılamaya hakkı yoktur. Bunlar da benim "bence"lerim. İstediklerinize kulak asın, istediğiniz konuda bildiğinizi okuyun :)))))

Bu videoyu bir arkadaşımın duvarında gördüm. Belki siz de beğenirsiniz. Bence rahim efekti yaratılmaya çalışılmış.
http://www.youtube.com/watch?v=OPSAgs-exfQ&feature=related