Merhaba,
Pek çok annenin; hatta arkadaşımın hayran olduğu Sabiha Paktuna Keskin hakkında hiç de iyi izlenimim yok.
O yüzden onları daha çok araştırmadan kitap alıp, programları yapmamaları konusunda uyarıyorum.
Sabiha Paktuna Keskin hakkında ne biliyorsunuz?
Medyatik yüzü dışında hakkında açılan davadan ve bazı tüylerimi ürperten söylemlerinden kaçınız haberdar?
Benim şahsen bir tecrübem olmadı kendisi ile ama ilk erkeklerin aldatmasını olası; hatta faydalı gibi gösteren söylemleri ile tanıdım kendisini. O an benim için tüm güvenilirliğini yitirdi.
Eşlerin aldatmasını doğalmış gibi savunuyor: Kendi sitesindeki makalede diyor ki:
Kocası çok sayıda hanımla birlikte olan kadın ne yapsın?
a. Kendisi de başka erkeklerle birlikte olsun
b. Kocasının evine dönüşünü beklesin
c. Boşansın
d. Canı ne isterse onu yapsın
Doğru yanıt (d) şıkkıdır. Kimse kimseye ne yapacağını dikte etmeye kalkmamalıdır. Birey kendi empati yeteneği doğrultusunda hareket edecektir. Empatisi yüksek kadın erkeğin çok eşli olduğunun farkındadır. Kocasının parkta tahteravalli, salıncak, kaydıraklara binip biraz eğlenmesine fırsat tanır. "
Yuh artıkkkkkkk
Bir kadın olarak bunu kabul etmem imkansız.
Daha sonra da çocuklar hakkındaki görüşleri ile iyice medyatik hale geldi.
Tarafsız olarak şu araştırmayı yapın.
Google'da dava ve adını bir arada yazınca neler çıkıyor bir bakın:
(https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ie=UTF-8&ion=1#hl=tr&gs_nf=1&tok=CJZPjNlVRj5rC-2JcMuvzA&cp=3&gs_id=i&xhr=t&q=sabiha+paktuna+keskin+dava+2012&pf=p&safe=off&sclient=psy-ab&oq=sab&gs_l=&pbx=1&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_cp.r_qf.&fp=310198f0d4d10985&ion=1&biw=1517&bih=714)
Özetle:
Ünlü çocuk nörolojisi uzmanı Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin’e, TTB (Türk Tabipleri Birliği) Yüksek Onur Kurulu tarafından 1 ay meslekten men (alıkoyma) cezası verildi.
Kurul, Prof. Dr. Keskin’e bu cezayı, çocuk nörolojisi uzmanı olduğu halde, çoğul kişilik bozukluğu hastası olan Nermin Akyıldız’ı (55) tedavi ve takip ederek uzmanlık dışı tıbbi faaliyette bulunduğu gerekçesiyle uygun gördü. Hürriyet'in haberine göre, Yüksek Onur Kurulu’ndan Prof. Dr. Keskin’e bir de uyarı cezası çıktı. Prof. Dr. Keskin, hekim kimliğiyle hastadan (Nermin Akyıldız) öğrendiği öykü-bilgileri hastanın kimliği belli olacak biçimde kaleme alınan bir yazıda kullandığı için ceza aldı. Nermin Akyıldız’ın Prof. Dr. Keskin’e karşı açtığı 3 dava da mahkemelerde sürüyor.
http://www.hukab.org/ozel-hukuk/bir-hasta-iki-kitap-uc-dava.html
buraya da göz atın derim:
Anneler kendi yaşadıkları deneyimleri de paylaşmış.
http://www.nurturia.com.tr/groups/thread/c4a1af7f-87bf-45b8-8c46-9ec20150db5c/1/nerede-kaldi-guven-prof-dr-sabiha-paktuna-keskin-
Bir hastasının hayatını 8 sene boyunca kaydedip kitap yaptığı için hapis ile yargılanıyormuş.
Bence bu tür bir suç için 1 ay uzaklaştırma almak o kadar az ki...
Hatta kendisi psikolog veya psikiyatr olmamasına rağmen bu konularda ahkam kesiyor. Kanımca nörolog çocuk eğitiminde uzman değildir. Tıbbi/fiziksel boyutuna bakabilir gelişimin o kadar. Evet psikolojinin keşfinden önce nörologlar bu konuda çalışıyormuş; ancak artık bu konuda uzmanlaşmış meslek dalları varken, psikolojiye el atmak etik değil bence.
Duyduğum kadarı ile zaten nörologlar bile çoğu zaman kongrelere gelmediğini söylüyor.
Bence meslekten men edilmesi gereken bu kişiye medya prim yaptırıyor. Seansları aylar sonrasına fahiş fiyatlarla satılıyormuş, iş tamamen ticari hale dönmüş gibi.
Ben çocuğumu asla yanına bile yanaştırmam. Zaten yanaşanların da hali ortada. Hakkında kitap yazılan mı istersin, ilaçla uyuşturulan çocuklar mı... Bunlar benim okuduklarıma göre edindiğim yargılar. Olumlu/olumsuz daha detaylı bilgisi olan varsa lütfen beni de bilgilendirsin.
Tüyap fuarında Boyut Yayınları standında kazara kitabını elime almışım. Adını görünce elektrik çarpmış veya zehirli gibi tezgaha atıverdim kitabı refleks olarak. Karşımdaki kız şaşırdı kaldı. Sonra açıkladım. Bu zarar verme hissi o kadar içime işlemiş ki refleks olmuş resmen.
Blogcu Anne'nin yazısındaki (http://blogcuanne.com/2011/07/28/anne-mi-baskin-olmali-baba-mi/) şu paragrafı tekrar okuyunca sinirlerim bir kez daha zıpladı, bu nasıl mantıktır, anlayabilene aşk olsun:
"Kanal D’deki doktorum programına Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin çıkmıştı. Tam da bu konuyu (evdeki otorite dengesi, anne-babanın rolü, vesaire) anlatıyordu. Doğan’la birlikte denk gelince seyrettik. Orada tam da Doğan’ın dediği gibi annenin daha yumuşak olması gerektiğini söylüyordu. Ancak biraz fazla ileri giderek, annenin baba karşısında neredeyse ezik bir duruma düşmesi gerektiğini anlatıyordu Dr. Keskin. Örneğin, anne, babanın bu otoriter pozisyonunu pekiştirmek adına gün içinde babaya -çocuğun da göreceği şekilde- telefon açıp “Domatesleri nasıl doğramamı istersin kocacığım, küp küp mü, yuvarlak mı?” şeklinde akıl danışıyor gibi yapmalıymış. Böylece çocuk da “Haaa, bak, bizim evde babam ne derse o oluyor, demek asayiş berkemal” diye düşünecek, bütün dengeler oturacakmış."
Televizyonda vs gördükçe uyarıyorum yetkilileri, ona değer veren arkadaşlarımı...
Lütfen biz de prim yapmasına alet olmayalım.
Çevrenizdeki anneleri de araştırma yapması konusunda uyarın, paylaşın...
Bu da son durumla ilgili haber:
http://www.sabah.com.tr/Yasam/2014/08/01/terapi-sirlarini-yazan-profesore-ikinci-dava
Pek çok annenin; hatta arkadaşımın hayran olduğu Sabiha Paktuna Keskin hakkında hiç de iyi izlenimim yok.
O yüzden onları daha çok araştırmadan kitap alıp, programları yapmamaları konusunda uyarıyorum.
Sabiha Paktuna Keskin hakkında ne biliyorsunuz?
Medyatik yüzü dışında hakkında açılan davadan ve bazı tüylerimi ürperten söylemlerinden kaçınız haberdar?
Benim şahsen bir tecrübem olmadı kendisi ile ama ilk erkeklerin aldatmasını olası; hatta faydalı gibi gösteren söylemleri ile tanıdım kendisini. O an benim için tüm güvenilirliğini yitirdi.
Eşlerin aldatmasını doğalmış gibi savunuyor: Kendi sitesindeki makalede diyor ki:
Kocası çok sayıda hanımla birlikte olan kadın ne yapsın?
a. Kendisi de başka erkeklerle birlikte olsun
b. Kocasının evine dönüşünü beklesin
c. Boşansın
d. Canı ne isterse onu yapsın
Doğru yanıt (d) şıkkıdır. Kimse kimseye ne yapacağını dikte etmeye kalkmamalıdır. Birey kendi empati yeteneği doğrultusunda hareket edecektir. Empatisi yüksek kadın erkeğin çok eşli olduğunun farkındadır. Kocasının parkta tahteravalli, salıncak, kaydıraklara binip biraz eğlenmesine fırsat tanır. "
Yuh artıkkkkkkk
Bir kadın olarak bunu kabul etmem imkansız.
Daha sonra da çocuklar hakkındaki görüşleri ile iyice medyatik hale geldi.
Tarafsız olarak şu araştırmayı yapın.
Google'da dava ve adını bir arada yazınca neler çıkıyor bir bakın:
(https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ie=UTF-8&ion=1#hl=tr&gs_nf=1&tok=CJZPjNlVRj5rC-2JcMuvzA&cp=3&gs_id=i&xhr=t&q=sabiha+paktuna+keskin+dava+2012&pf=p&safe=off&sclient=psy-ab&oq=sab&gs_l=&pbx=1&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_cp.r_qf.&fp=310198f0d4d10985&ion=1&biw=1517&bih=714)
Özetle:
Ünlü çocuk nörolojisi uzmanı Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin’e, TTB (Türk Tabipleri Birliği) Yüksek Onur Kurulu tarafından 1 ay meslekten men (alıkoyma) cezası verildi.
Kurul, Prof. Dr. Keskin’e bu cezayı, çocuk nörolojisi uzmanı olduğu halde, çoğul kişilik bozukluğu hastası olan Nermin Akyıldız’ı (55) tedavi ve takip ederek uzmanlık dışı tıbbi faaliyette bulunduğu gerekçesiyle uygun gördü. Hürriyet'in haberine göre, Yüksek Onur Kurulu’ndan Prof. Dr. Keskin’e bir de uyarı cezası çıktı. Prof. Dr. Keskin, hekim kimliğiyle hastadan (Nermin Akyıldız) öğrendiği öykü-bilgileri hastanın kimliği belli olacak biçimde kaleme alınan bir yazıda kullandığı için ceza aldı. Nermin Akyıldız’ın Prof. Dr. Keskin’e karşı açtığı 3 dava da mahkemelerde sürüyor.
http://www.hukab.org/ozel-hukuk/bir-hasta-iki-kitap-uc-dava.html
buraya da göz atın derim:
Anneler kendi yaşadıkları deneyimleri de paylaşmış.
http://www.nurturia.com.tr/groups/thread/c4a1af7f-87bf-45b8-8c46-9ec20150db5c/1/nerede-kaldi-guven-prof-dr-sabiha-paktuna-keskin-
Bir hastasının hayatını 8 sene boyunca kaydedip kitap yaptığı için hapis ile yargılanıyormuş.
Bence bu tür bir suç için 1 ay uzaklaştırma almak o kadar az ki...
Hatta kendisi psikolog veya psikiyatr olmamasına rağmen bu konularda ahkam kesiyor. Kanımca nörolog çocuk eğitiminde uzman değildir. Tıbbi/fiziksel boyutuna bakabilir gelişimin o kadar. Evet psikolojinin keşfinden önce nörologlar bu konuda çalışıyormuş; ancak artık bu konuda uzmanlaşmış meslek dalları varken, psikolojiye el atmak etik değil bence.
Duyduğum kadarı ile zaten nörologlar bile çoğu zaman kongrelere gelmediğini söylüyor.
Bence meslekten men edilmesi gereken bu kişiye medya prim yaptırıyor. Seansları aylar sonrasına fahiş fiyatlarla satılıyormuş, iş tamamen ticari hale dönmüş gibi.
Ben çocuğumu asla yanına bile yanaştırmam. Zaten yanaşanların da hali ortada. Hakkında kitap yazılan mı istersin, ilaçla uyuşturulan çocuklar mı... Bunlar benim okuduklarıma göre edindiğim yargılar. Olumlu/olumsuz daha detaylı bilgisi olan varsa lütfen beni de bilgilendirsin.
Tüyap fuarında Boyut Yayınları standında kazara kitabını elime almışım. Adını görünce elektrik çarpmış veya zehirli gibi tezgaha atıverdim kitabı refleks olarak. Karşımdaki kız şaşırdı kaldı. Sonra açıkladım. Bu zarar verme hissi o kadar içime işlemiş ki refleks olmuş resmen.
Blogcu Anne'nin yazısındaki (http://blogcuanne.com/2011/07/28/anne-mi-baskin-olmali-baba-mi/) şu paragrafı tekrar okuyunca sinirlerim bir kez daha zıpladı, bu nasıl mantıktır, anlayabilene aşk olsun:
"Kanal D’deki doktorum programına Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin çıkmıştı. Tam da bu konuyu (evdeki otorite dengesi, anne-babanın rolü, vesaire) anlatıyordu. Doğan’la birlikte denk gelince seyrettik. Orada tam da Doğan’ın dediği gibi annenin daha yumuşak olması gerektiğini söylüyordu. Ancak biraz fazla ileri giderek, annenin baba karşısında neredeyse ezik bir duruma düşmesi gerektiğini anlatıyordu Dr. Keskin. Örneğin, anne, babanın bu otoriter pozisyonunu pekiştirmek adına gün içinde babaya -çocuğun da göreceği şekilde- telefon açıp “Domatesleri nasıl doğramamı istersin kocacığım, küp küp mü, yuvarlak mı?” şeklinde akıl danışıyor gibi yapmalıymış. Böylece çocuk da “Haaa, bak, bizim evde babam ne derse o oluyor, demek asayiş berkemal” diye düşünecek, bütün dengeler oturacakmış."
Televizyonda vs gördükçe uyarıyorum yetkilileri, ona değer veren arkadaşlarımı...
Lütfen biz de prim yapmasına alet olmayalım.
Çevrenizdeki anneleri de araştırma yapması konusunda uyarın, paylaşın...
Bu da son durumla ilgili haber:
http://www.sabah.com.tr/Yasam/2014/08/01/terapi-sirlarini-yazan-profesore-ikinci-dava








