Mezzokate

Mezzokate

Blogroll

Her Hakkım Saklıdır® Bu blogdaki tüm haklar Melis Tezcan'a (öncekadınsonraanne) aittir, kendisinden izin almadan!!! ve kaynak göstermeden gerek metinsel gerekse görsel dökümanların kopyalanması, kullanılması ve yayınlanması yasaktır. Aksi halde yasal yola başvurulacaktır.
Mine Hasırcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mine Hasırcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2015 Cumartesi

TARÇIN EVENTS ANNE ÇOCUK ORGANİZASYONU

12 Nisan'da  Tarçın Events Fatma Samsa'nın  düzenlediği  Anne-Çocuk etkinliğindeydik.


Aynı zamanda Fatma'nın kızı Zeynep Dila'nın da doğum gününü kutladık.




Elit World Taksim Otel 'de gerçekleşen etkinlikte pek çok blogger anne bir araya geldik. Çocuklarımız doğumgünü partisi neşesi içindeyken biz de konuşmacıları dinleyip bilgilendik ve diğer blogger arkadaşlarımızla hasret giderdik.

Event Corner 'in rengarenk düzenlemeleri, çiçek kolyeleri ve zarif kahve tüpleri güzel düşünülmüştü.

EN GÜZEL KAHVE ANNE İLE İÇİLENDİR YAZIYORDU CAM TÜPTE
BİZ DE İKİ KARDEŞ ETKİNLİK SONRASI KAHVELERİMİZİ ANNEMİZLE İÇTİK :)


Konuşmacılar:
  • Uzman Psikolog Öykü Büyükdere ise Pozitif psikoloji ve Çocuk yetiştirme hakkında bilgiler vermiş ama maalesef İstanbul trafiği nedeni ile konuşmasını kaçırdım.
  • Diyetisyen Güneş Aksüs. Çekilişle 20 kitabını imzaladı. Maalesef bana çıkmadı çünkü kitabımı imzalatma şansım olmadı ama etkinlikte Güneş Hanımdan o kadar etkilendim ki hemen D&R'dan kitabını satın aldım: "Kaçamak Diyeti". Etkinlikteki konuşma çocuk beslenmesi üzerineydi. Güneş hanımın konuya yaklaşımına bayıldım bir de Aydınlı olduğunu (babamın hemşerisi) öğrenince Ege usulü beslenmeye yakınlığı ile kalbimi kazandı. Kitabını okudukça kendisini her geçen gün daha da sevdim. Bu kadar mantıklı, zorlama olmadan, uzlaşmacı, her tür etkinlik sonrası nasıl tedbir alınır senaryoları vs bir diyetisyen daha zor bulunur. Zayıflama motivasyon grubumdaki onbir bin kadın ile de bu görüşlerini paylaştım. Hatta Güneş Hanıma da telefon edip bu görüşlerimi bildirdim .
  • Kitabi okudukca ilk izlenimimin dogru oldugunu görüyorum 
    Kendime yakin hissetmistim
    Özgürlükçü hissetmistim
    O kadar cok sey 2 senedir herkese soyledigim motivasyon lafları ile ortusuyor ki
    Mutluluk olmadan hicbir sey başarilamaz 
    Mutluluk ve sukur...



  • İlk defa kardeşimle aynı etkinliğe katıldık. Ben blogger kimliğimle o profesyonel kimliği ile: Klinik Psikolog Mine Hasırcı Annelikte Farkındalığın Önemi konusunda bize bilgiler verdi ve farkındalığımızı arttırmamız için bize taktikler verdi. Aslında zaman zaman öfkemizi, hayalkırıklığımızı, üzüntümüzü çocuğa, eşimize, çevremize vs. yansıtabileceğimizi anlamamızı sağladı. Yürürken bile adımımızı, etrafımızdaki nesneleri, detayları görüp farketmenin 1 hafta kadar kısa bir sürede bile hayatımızda ne büyük farklar yaratacağını anlattı. Denemesi bu kadar kolay bir şeyin yarattığı etkinin önemi üzerinde durdu. İmkanlar yeterli olmadığı için seyredemediğimiz ama konuşmasında değindiği videolar: (Videonun altındaki cc kısmına basarsanız Türkçe altyazıları ile seyredebilirsiniz)
  1. Farkındalık ve Ebeveynlik - Mary Ann Christie Burnside @TEDxWaldenPond
  2. Pazartesi Farkındalığı - Çocuklarınız Kuralları Yıktığında
MİNE HASIRCI /KLİNİK PSİKOLOG http://www.minehasirci.com/



23 Mayıs 2013 Perşembe

Dove Gerçek Güzellik Çizimleri


Bir başka yazımda (http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2013/03/sen-guzelsin.html) size demiştim ki "Hep size diyorum ya kardeşim (Mine Hasrıcı) belki bana terapi yapamıyor etik açıdan; ama onun bir sözü, bir paylaşımı dünyalara bedel oluyor bazen. İşte bu da onlardan biri."

Bu video da yine Dove firmasının hazırlamış olduğu bir başka nefis video.
Kendimize ne çok haksızlık ediyoruz.
Kendinize farklı bir gözle bakmak ve sevmek için lütfen bunu seyredin.




Youtube açamayanlar için 
http://www.vidivodo.com/video/dove-gercek-guzellik-cizimleri/1067260

8 Mart 2013 Cuma

Sen Güzelsin

Hep size diyorum ya kardeşim (Mine Hasırcı) belki bana terapi yapamıyor etik açıdan; ama onun bir sözü, bir paylaşımı dünyalara bedel oluyor bazen. İşte bu da onlardan biri.
Beni ellerimi çırpıp zıplatan, sonra da ağlatan bu videoyu İng bilmeyenler için de olduğunca çevirmeye çalıştım. Seyredin seyrettirin. Belki Türkçesini baştan yazmak büyüsünü bozabilir ama ne yapayım:) 

"Karen Walrond sizi tanımıyor ama sizin güzel olduğunuzdan kesin emin. Ona 3 dk verin ve size kanıtlasın. Bugün birine güzel olduğunu söyleyin olur mu?
Hey SenEvet Sen İşte burada medyanın senin bilmeni istemediği bir şey var:Sen güzelsin. Bu doğru.İşte burada herkesin bilmesi için en iyi 10 yöntem:
1. Unutma ki farklılıklar vardır, kusurlar değil
2. Sadece bir moda kuralı vardır: Eğer sana kendini muhteşem hissettiriyorsa, giy onu
3. Savunmasız olmak için istekli ol ki eğlencenin dibine vurabilesin
4. Bakış açını kontrol et, bakış açısı her şeydir.
5. Seksi için başka bir sözcük mü arıyorsun? Güvenli
6. Nefes al. Derin derin ve her gün
7. Kendini ifade et: sıkça, nazikçe ve özür dilemeden
8. Adım atmakta saklı macera, olasılırlığı kucakla
9. Genç kalabilmek için harikayı aramaktan vazgeçme
10. Ve son olarak: kendi hayat hikayeni yarat. Asla başkalarının senin namına yaratmasına izin verme
Çünkü başkaları ne derse desin altında yatan bir gerçek var:SEN FARKLISIN VE GÜZELSİN.O ZAMAN GİT VE MUHTEŞEM OL.
http://www.upworthy.com/finally-pictures-of-gorgeous-women-that-make-you-feel-better-about-yourself-inst?g=4

15 Şubat 2013 Cuma

Klinik Psikolog Mine Hasırcı: Panik Atak Nedir? Panik Bozukluk Nedir? Ne Zaman v...

KARDEŞİMİN SON YAZISI
GÜNÜMÜZDE ÇOK YAYGIN BİR KONU

Klinik Psikolog Mine Hasırcı: Panik Atak Nedir? Panik Bozukluk Nedir? Ne Zaman v...: Panik Atak Nedir? Panik Bozukluk Nedir? Ne Zaman ve Nasıl Yardım Almalı? Panik bozukluk, günümüzde çok sık görülen bir hastalık...

18 Kasım 2012 Pazar

8 Ekim 2012 Pazartesi

Dukan maceram ikinci round, zayıflamaya devam, artık SADECE ŞİŞMANIM




Dukan maceram devam ediyor.
Bir süre sapıtıp homini gırtlak yedikten sonra tekrar yola girdim. 22 Ağustos (harika bir bayram yemeğinden sonra) tekrar başladım. Bu sefer eskisi kadar hızlı gitmiyor. Tekrar 10 gün atak yapmama rağmen…
Ama bir aydan kısa bir sürede 3,5 kg verdim. Hatta 22 Ağustostan bu yana 4,5 kg ile şu an 24 kg oldu bile.
Artık 42 beden pantolon giyebilir hale geldim. Artık vücut kitle endeksi bana ikinci derece obez demiyor; sadece şişman diyor. Normal de olacağım inşallah.
Evlendikten sonra 45 kg aldığım için daha yolum uzun; ama pes etmek yok.


Bu resme blogcu bir anne arkadaşımın sayfasında rastladım (http://yerdenuzak.blogspot.com/2012/09/yeni-bir-baslangc-daha.html) benim duygularımı tarif ediyor diye atladım hemen. O da www.polyvore.com'da bulmuş bu resmi.

Bir türlü yeni yazı yazamıyordum. Bu gece bir dostumun bana yolladığı bir video harekete geçirdi beni: http://www.youtube.com/watch?v=gegVePV7AWc&feature=share Hatta öyle etkilendim ki Facebook’ta şunu yazmadan edemedim: Bunu benimle paylaşan kardeşim Andre'ye sonsuz teşekkürler. Gece gece ağlattı beni. Şişman olduğun için acı çekip, aşağılanmayı da farklı bir sese sahip olduğun için hayran kalınıp takdir edilmeyi de gayet iyi biliyorum, her iki duyguyu da yaşadım. Zayıfken bile sırf hazırlıksız, doğaçlama girdiğim konservatuar sınavında önce dalga geçilip ciddiye alınmayıp şarkı söylemeye başlayınca insanların bakışının nasıl değiştiğini bizzat yaşadım. Kilolu olduğu için dalga geçilen pek çok arkadaşımın şarkı söylemeye başladığı anda nasıl etrafındakileri hayran bıraktığını, ayakta alkışlandığını da gördüm. Lütfen insanlara önyargı ile yaklaşıp sadece fiziksel görünümüne göre davranıp onları kırmadan önce tekrar düşünün. Onları kırarak içlerindeki cevheri köreltiyorsunuz. Herkesin!!! olağanüstü olan bir yanı vardır; lütfen ağzınızı açmadan, gözlerinizi devirmeden, kikirdeşmeden önce bir kez daha düşünün.”

Susan Boyle'un bu videosunu da (http://www.youtube.com/watch?v=g0I7M_I1Fp0&feature=relatedseyredin ve bir kez daha düşünün kimlere önyargı ile yaklaşıyorum diye. Yine beni hüngür hüngür ağlattı.
Ve daha sonra da lütfen bu videoyu seyredin. (http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&v=9o8PgJPUjfo&NR=1)
47 yaşında hayallerinin peşinden giden bir kadının hayranı olduğu sanatçı ile (ki ondan daha güzel söylüyor) düet yapabildiğini; hayran olduğu aktör şarkıcının onu ziyarete gidişini, erkek gibi gözüktüğü için alay konusu iken bir iki dokunuşla kadınsı güzelliğinin ortaya çıktığını, hiçbir şey için geç olmadığını, insanların önyargıları ile başkalarını nasıl kabuklarına hapsettiğini görün. Kabuğunuzu kırmak sizin elinizde...
Bu da hayallerini gerçek oluşunun özeti (http://www.youtube.com/watch?v=-_-EntHb5TM&feature=related)
Bu videodan sonra klinik psikolog kardeşim Mine Hasırcı'nın bir yazısını tekrar paylaşmam gerektiğini hatırladım. Çünkü konuya cuk oturuyor. http://www.minehasirci.com/2012/09/mukemmel-olma-ihtiyac.html

Düşününce öyle çok kez yaralandım ki bugüne dek. Üstelik çoğu zaman obez değil; hatta şişman bile değildim: Sahneye tayt ile çıkacağım zaman beni şişman sanan (ki oldukça zayıfmışım, hani sizin fıstık sandığınız fotolardaki ben) hocam koreografiyi değiştirmişti. Çalıştığım yerde neler işitmedim yıllarca “odaya girince yer sarsıldı”, “öğle yemeğine niye gidiyorsun ihtiyacın yok”, “o kadar yağım olsa ben de üşümem” daha neler neler. Zayıfladığım zaman da aman geri alma diye ihtarlar. Tezgahtarlar sizi kale almaz şişmansanız, size olmaz derler, bazen pek ilgilenmezler. Kime ne???? Ama insanın bir yerinde o çakılan çivi gibi sözlerin izi kalıyormuş demek…
Hani geçen yazımda (http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/07/sana-ne-oldu-diyenlere-dukan-sayesinde.htmldemiştim ya tv seyrederken, sokakta zayıf birini görsem zayıf oluşunu düşünüyorum; ama ters tepiyor yiyorum diye… Şimdi de tam tersi: bir dizide veya sokakta şişman birini görsem, yanına yanaşıp/mail atıp “bu rejimi dene, ben bile yapmayı başardım, en azından sağlığın iyiye gidiyor, rahatlıyor vücudun, dolayısı ile hayatın” diyesim geliyor. Demiyorum tabi; çünkü incitme riskim var. Saba Tümer’de 18 ayda 78 kg veren Efsane Gürsel ile ilgili bir program izlemiştim aylar önce. Saba Hn kızın eski resimlerine bakıp Efsane Hanımın yanında öyle bir gülüp eski haliyle dalga geçmişti ki  içim acımıştı. Çünkü o programı izlerken hala şişman olan ve o eski resimlere benzeyen kişiler vardı mutlaka ve o sözler, gülüşmeler onları yaralamıştır.

Dukan benim babamın oğlu değil; ama eskiden 20 kilo vermemi sağlayan Dr. Osman Bulutlar’ın rejim mantığına çok benziyor ve bu tür rejimler bana çok uyuyor.

Bu resmi geçen gün buldum ve dehşete kapıldım. Ailem de beni o halde hatırlamıyor ama gerçek; insan sevince gözünü kör ediyor demek ki. Photoshop vs yok. Özellikle gelini de gösterdim ki aramızdaki farkı görebilin diye, kollar neredeyse iki katı. Ben ben olmaktan çıkmışım meğer. İşte bu yüzden kimse beni şişman veya zayıf halime göre tanıyor ve diğerini tanıyamıyor.
Zayıf halimi bilen komşum beni şişman halimle tanımamış ve ilk defa karşılaştığımızı sanmıştı, şimdi sporda yine tanıyamadı:)
Geçen ay başka bir komşu sesimden tanıdığını söyledi:)
İki yeni yazı ile tekrar beraberiz: Biri “ne yaşıyorum ve ne  hissediyorum”, diğeri ise “ne yiyorum” ile ilgili….

Sizlere soruyorum siz hiç şişman oldunuz mu? Hayatında hiç şişman, hele de obez olmamış biri şişman biri nasıl hisseder, düşünür, yaşar bilemez. Evet empati kurabilir; ama taaa ciğerinde hissedemez bir başka şişmanın sıkıntısını.

Aman yanlış anlaşılmasın, şişman olmayan diyetisyenler veya psikologlar yardım edemez demek değil. Tam tersine zayıf olan biri de zayıf olmanın nasıl bir şey olduğunu bildiği için zayıf gibi düşünmeyi öğretebiliyor insana. Benim klinik psikolog olan (http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/06/klinik-psikolog.html) kardeşimle ki kendisi manken gibi, kardeşçe sohbetlerimizden bile çok faydalandım ben. Bana maddi manevi destek oldu hep. Evet tanıdığa/aileye terapi yapılamıyor ama ablasına bir kadın, bir kardeş olarak çok destek oldu, motive etti; haydi diye iteledi, rejimi savsakladığım zaman tekrar bir tarih belirlemem için destekledi.
Rejime ilk başladığımda kardeşim bana bir kitap almıştı: “Beck Diyet Çözümü” http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=567798
Ben Dukan ve bu kitabı aynı anda, paralel olarak okudum. Birbirlerini destekledikleri için bazen hangisi ne diyordu karıştırdığım bile oldu. Bu kitaptan da çok şey öğrendim, tavsiye ediyorum. Hepsini uygulayabildim mi, hayır ama hatırlamak bile yeter. Benim bu kitaptan hatırladığım en temel iki şey:
  • Biri oturmadan ayak üstü yemek yememek (itiraf ediyorum hala uygulayamıyorum çok ayıp), evin her yerine buzdolabına vs “otur” diye kağıtlar yapıştırttı bana; ama uygulama tembeliyim.
  • Diğeri ise “aklımda kalır deme” deyip neden zayıflamak istediğimi yazıp yanımda taşımamı ve gün içinde birkaç kez hele de kendime yenileceğimi düşündüğüm an açıp bakmamı söylemesi. Bunu hala yapıyor muyum, hayır; ama yapmalıyım. Geçen gün listeyi cüzdanımda bulunca, artık pek çok emelime ulaştığımı gördüm ve sevindim. 
Özel olmayan birkaçını sizinle paylaşacağım belki siz de aynı şeyleri düşünüyorsunuzdur, sizin hazırlayacağınız listeye örnek olur diye… Mesela:
  • Daha sağlıklı oldum (belim daha az ağrıyor, ütü bile yapabiliyorum)
  • Ağrılarım azaldı
  • Çocuğum için daha uzun ömürlü olabilirim demişim (Allah kerim ama adım attım en azından),
  • Daha güzel ve çekici olmak için de bir aşama atladım,
  • Eski kıyafetlerimi ve ayakkabılarımı giymek (hele de topukluları yorulmadan giymek), topuklu ile sahneye bile çıktım dün,
  • Kolayca kıyafet ve ayakkabı bulabilirim (evet artık normal mağazalardan alışveriş edebiliyorum)
  • Daha rahat spor yapmak. 1 Ekim'de tekrar spora başladım:) (iki sene evvel yapamadığım pilates hareketlerini daha rahat yapabiliyorum, elim ve ayağımın kavuşmasına seviniyorum
  • Diabet riskim azalır demişim, sanırım bu riskten uzaklaşıyorum
  • Daha rahat nefes alırım (evet tık nefes olmuyorum)
  • Daha rahat şarkı söylerim (evet artık  bir koroda söylüyorum)
  • Yerden bir şey almak, yere oturup kalkmam kolaylaştı
  • Çoraplarımı rahat giyiyorum
  • Külotlu çorap bulmak ve giymek kolaylaşacak bu kış
  • Tanıdıkların yanında “daha rahat” denize girmek için yazı beklesem daha iyi; ama hiç yoktan iyidir. Gerçi ben en dobiş halimde de denizimden mahrum olmadım, o yüzden “daha rahat” diyorum.
  • Manikür ve pedikürümü kendim yapabiliyorum yine
  • Yüzüklerimi takabiliyorum, en önemlisi de alyansımı
  • Saat bulabiliyor ve takabiliyorum; hatta kayıştan zincir parçası bile çıkardım, erkek saati takmak zorunda değilim. Not: Kadın saatlerinde en büyük www.tchibo.com.tr
    ’da var aklınızda bulunsun
  • Daha önce başardım demişim evet yine başardım
  • Listeye yazmamışım ama beni en çok yaralayan, kamçılayan çocuğumun anneannesi veya babaannesi sanılmam (birkaç kez başıma geldi). Artık annesi olduğum daha aşikâr.

Bu kitabı alın okuyun derim; ama çevrenizde sizi destekleyen sağlam kaynaklar yoksa terapiye de başvurabilirsiniz, utanmayın. Çok büyük paralar değil inanın. Diyetisyene, spora verdiğinizden az veya eşit. Herkesin yanında benim gibi doğru kitabı önerecek, doğru teşvikte bulunacak bir psikolog yok ne de olsa…

Bir dostum bana demişti ki “Sana şişmanlık da yakışıyor diyen senin dostun olamaz, inanma”. Bence de doğru. Evet, ben zayıf veya şişman yine benim; ama şişmanlık kimseye yakışmıyor; sadece içini değiştirmiyor ama hayatını zorlaştırıyor. Değnek gibi olmak değil hedef, sağlıklı bir bedene sahip olmak.

İlk yazımdan bu yana, tanıdık tanımadık bana mesaj atan, arayan pek çok kişi oldu, destek isteyen, öneri isteyen. Herkese dediğim gibi ben doktor, dietisyen veya psikolog değilim. Ancak kendi deneyimimden yola çıkarak kendi yediklerimi örnek göstererek öneride bulunabilirim; ama arkadaş olarak manevi destek olmaya çalışırım dedim arkadaşlarıma. Çünkü biliyorum ki pek çok insan benim gibi birine hesap vermedikçe veya para vermedikçe kendini hizaya sokamıyor. Bu sefer kendi kendimeyim bu macerada; ama aslında değilim de: Beni örnek alan, benimle rejim yapanlar oldukça ben de kaçamak yapamıyorum, kötü örnek olmayayım diye. Bazen yakın arkadaşlarımı arayıp ya da mesajlaşıp nasıl gidiyor diye sorup vicdanının sesi olmaya çalışıyorum. Çünkü anca beraber kanca beraber… Hatta annesi, eşi vs kitabı alıp da yap diye yalvarmasına rağmen yapmayan kimselerin, yazımı okuduktan sonra, güç alıp "ben neden başaramayayım" diyerek, kendilerini o kısırdöngüden çıkarıp rejime niyet etmelerine vesile olmak benim en büyük mutluluğum. Hiçbir kar amacı olmadan; sadece birilerinin daha depresiflikten uzak, sağlıklı yaşama yakın bir hayata adım atmasını görmek ne güzel. Daha da komiği, çok yakın dostum yazımı okuyunca sigarayı bırakmış, kendi iradesine hakim olabilmek için. "Bu da yazının yan etkisi olsa gerek" dedik, güldük, hep ilaçların olacak değil ya:))

Bir de lütfen bir doktora danışın. Ben hem bir aile hekimine, hem de dahiliye uzmanına danışıyorum. Hele de diabet, yüksek tansiyon vs gibi özel bir durumunuz varsa, ilaçlarınızın dozunun ayarlanması gibi konularda MUTLAKA doktor yardımı almalısınız. Kendi kendinize yapacağınız bir rejim hayatınızı riske atabilir. Annem diabetik olduğu için biliyorum, yaşadık. İlaç dozu ayarlanmaz ise şekeriniz risk derecesinde düşebilir. İlacın dozu yüksek karbonhidrat aldığınız varsayılarak veriliyormuş. Değil dukan herhangi bir karbonhidrat yoksunu (veya azaltılmış) rejimde bu ilaç dozu bu sefer size fazla gelir ve doktorunuz azaltmalı imiş. Pek çok  doktor zaten rejim yapıp zayıflayarak sağlığına kavuşmayı, ilaçlara nazaran daha faydalı buluyor. Ne de olsa ilaçların yan etkileri olabiliyor. (Aman bu da yanlış anlaşılmasın, ilaç lazım, kesmek yok; ama dozunu doktor bilir ve ayarlayabilir) Doktor takibinde olmayı unutmayın. Örneğin dayım çok kısa bir sürede (ödem veya değil) çok kilo verince doktoru (kendisi değil!) insülin alımını durdurmuş; çünkü şeker seviyesi iyi bir seviyeye gelmiş.

Bu rejimin bir başka sıkıntısı ise şu: Kabızlık. Hele de atak evresini uzun yapanlarda kaçınılmaz oluyor. Bağırsak probleminiz varsa bir gastroenterlogdan yardım alın. Bir arkadaşım 10 gün atak yapınca 9. günde hastaneye gitmek zorunda kaldı; çünkü bağırsak problemi varmış. Şimdi doktor kontrolünde tedavisine de devam ediyor, zayıflamaya da. Kabızlık problemi için su içmek, seyir evresinde sebze yemek, lifli yemek, yulaf kepeğini ihmal etmemek çok önemli.

"Su içmezsen yapma bu rejimi" diye bas bas bağırıyor adam kitabında. Doktora sordum üre yükselebilir dedi. Fakat gut hastası iseniz çok riskli imiş. O zaman su yetersiz imiş çok proteine karşı.

Bu arada bu Atkins rejimi gibi yağ, şarküteri serbest bir rejim değil, kolestrolü tavan yapmaya sebep olmuyor; ama risk grubundaysanız diğer etmenler için doktorunuzla konuşun. Sadece önyargı ile milletin karalaması ile “kalp için, kolestrol için zararlı” masallarına doktorunuzdan duymadan inanmayın.

Bunlar benim öğrendiklerim, siz de doktorunuzdan çok şey öğrenebilirsiniz.

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz; güzel özetlemiş: http://www.dukandiyetitariflerim.com/2012/03/ilk-ve-son-kez-yaziyorum.html

Ne yiyorsun, menü yapıyor musun diyenlere bir sonraki yazımı okuyun derim…

Şimdi fotolar:



2011-2012 doğumgünlerim

 Ve beyazzzz giymek



enine çizgili ve beyaz giyebilmek
topuklu sevdası





spora başlandı
en son halim, gerçek ben'e en yakın halim
spora giderken süslenmek moral oluyor

6 Haziran 2012 Çarşamba

Klinik Psikolog / Psikoterapi: Günümüz dünyasında sorunlarla başa çıkmanın en kolay yolu

Gerek kendiniz, gerekse çocuğunuzla ilgili sorunları çözebilmek için bir uzmandan yardım almanızı ve psikoterapiye başlamanızı tavsiye ederim.
Bu şekilde, düşündüğünüzden çok daha kolay olabilir bazı sorunların çözümü. Üstelik maddi olarak bütçeyi sarsacak diye bir kural yok, fahiş fiyatlar ödemeden de psikoterapi yapan uzmanlara ulaşmak mümkün.

Bir psikologdan yardım almak için "deli" olmak gerekmez.

Günümüz dünyasında bu kadar stres yaşarken yardım almadan sorunların üstesinden gelmek zor.
Örneğin, hiç panik atak geçirmeyen ne kadar az kişi var artık...
Önyargılardan sıyrılın ve okuyun. :)

Bu konuda belki tarafsız olmayacak ama öz be öz kardeşimi tavsiye edebilirim.

Neden derseniz:


Hasta memnuniyeti (aslında yardım alan kişilere hasta değil "danışan" deniyor, ben halk arasındaki terimi kullandım) yüksek olan kardeşimin işini iyi yaptığına inanıyorum.

Ayrıca terapi gerektirmeyen kişilere bunu dürüstçe söylemesi, ticari yaklaşmaması, psikiyatr tedavisi gereken kişileri ilgili kişilere yönlendirmesi iş etiği açısından gurur verici.

Tanıdıklara bakmak etik olmadığı için tanıdıklarımızı da güvenilir başka kişilere yönlendiriyor.

Gitmeyenler bile sitesine göz atsın derim. Belli mi olur, sorularınıza uygun cevapları bulabilirsiniz. Bir arkadaşınıza tavsiye edebilirsiniz. Ne zaman kimin ihtiyacı olacağı bilinmez.




Randevu:

Klinik psikolog kardeşim Mine, artık Ankara’da çalışıyor. Yetişkin ve ergenlere psikoterapi yapıyor. Yüz yüze görüşme imkanı olmayanlar için online terapi de yapıyor. 
Hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz kişisel sitesine bakabilirsiniz: 
www.minehasirci.com 
Farkındalık (mindfulness) ile ilgili sitesi :www.farkindayasam.com
 


Bu siteden depresyon, öfke, kaygı, çocuk yetiştirme gibi konulardaki yazıları takip edebilir; şu sorulara da cevap bulabilirsiniz:
  • Psikoterapi nedir?
  • Psikoterapist kimdir?
  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) nedir?
  • Hangi konularda psikoterapi yardımcı olur?
  • Klinik psikolog kimdir? 
  • Klinik psikolog mu daha iyi, psikiyatrist mi?
Facebook, Twitter ver Instagram'dan da takip edebilirsiniz:

Facebook: https://www.facebook.com/klinikpsikologminehasirci
Twitter: https://twitter.com/psk_minehasirci
Instagram: http://i.instagram.com/psk_minehasirci/

Bu linklerden de canlı izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=o3tiOnEpGfY
http://www.youtube.com/watch?v=k9Snuyex4vo
http://www.youtube.com/watch?v=tMK49VAYF0A

Online Terapi için: (başka şehir veya ülkede bile olsanız)