Dukan maceram devam ediyor.
Bir süre sapıtıp homini gırtlak yedikten sonra tekrar
yola girdim. 22 Ağustos (harika bir bayram yemeğinden sonra) tekrar başladım.
Bu sefer eskisi kadar hızlı gitmiyor. Tekrar 10 gün atak yapmama rağmen…
Ama bir aydan kısa bir sürede 3,5 kg verdim. Hatta 22
Ağustostan bu yana 4,5 kg ile şu an 24 kg oldu bile.
Artık 42 beden pantolon giyebilir hale geldim. Artık vücut kitle endeksi
bana ikinci derece obez demiyor; sadece şişman diyor. Normal de olacağım inşallah.
Evlendikten sonra 45 kg aldığım için daha yolum uzun; ama
pes etmek yok.
Bir türlü yeni yazı yazamıyordum. Bu gece bir dostumun
bana yolladığı bir video harekete geçirdi beni: http://www.youtube.com/watch?v=gegVePV7AWc&feature=share
Hatta öyle etkilendim ki Facebook’ta şunu yazmadan edemedim: “Bunu benimle paylaşan kardeşim Andre'ye sonsuz
teşekkürler. Gece gece ağlattı beni. Şişman olduğun için acı çekip,
aşağılanmayı da farklı bir sese sahip olduğun için hayran kalınıp takdir
edilmeyi de gayet iyi biliyorum, her iki duyguyu da yaşadım. Zayıfken bile sırf hazırlıksız, doğaçlama girdiğim
konservatuar sınavında önce dalga geçilip ciddiye alınmayıp şarkı söylemeye
başlayınca insanların bakışının nasıl değiştiğini bizzat yaşadım. Kilolu
olduğu için dalga geçilen pek çok arkadaşımın şarkı söylemeye başladığı anda
nasıl etrafındakileri hayran bıraktığını, ayakta alkışlandığını da gördüm. Lütfen
insanlara önyargı ile yaklaşıp sadece fiziksel görünümüne göre davranıp onları
kırmadan önce tekrar düşünün. Onları kırarak içlerindeki cevheri köreltiyorsunuz. Herkesin!!! olağanüstü olan
bir yanı vardır; lütfen ağzınızı açmadan, gözlerinizi devirmeden, kikirdeşmeden
önce bir kez daha düşünün.”
Susan Boyle'un bu videosunu da (http://www.youtube.com/watch?v=g0I7M_I1Fp0&feature=related) seyredin ve bir kez daha düşünün kimlere önyargı ile yaklaşıyorum diye. Yine beni hüngür hüngür ağlattı.
Ve daha sonra da lütfen bu videoyu seyredin. (http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&v=9o8PgJPUjfo&NR=1)
47 yaşında hayallerinin peşinden giden bir kadının hayranı olduğu sanatçı ile (ki ondan daha güzel söylüyor) düet yapabildiğini; hayran olduğu aktör şarkıcının onu ziyarete gidişini, erkek gibi gözüktüğü için alay konusu iken bir iki dokunuşla kadınsı güzelliğinin ortaya çıktığını, hiçbir şey için geç olmadığını, insanların önyargıları ile başkalarını nasıl kabuklarına hapsettiğini görün. Kabuğunuzu kırmak sizin elinizde...
Bu da hayallerini gerçek oluşunun özeti (http://www.youtube.com/watch?v=-_-EntHb5TM&feature=related)
Bu videodan sonra klinik psikolog kardeşim Mine Hasırcı'nın bir yazısını tekrar paylaşmam gerektiğini hatırladım. Çünkü konuya cuk oturuyor. http://www.minehasirci.com/2012/09/mukemmel-olma-ihtiyac.html
Düşününce öyle çok kez yaralandım ki bugüne dek.
Üstelik çoğu zaman obez değil; hatta şişman bile değildim: Sahneye tayt ile
çıkacağım zaman beni şişman sanan (ki oldukça zayıfmışım, hani sizin fıstık
sandığınız fotolardaki ben) hocam koreografiyi değiştirmişti. Çalıştığım yerde neler
işitmedim yıllarca “odaya girince yer sarsıldı”, “öğle yemeğine niye gidiyorsun
ihtiyacın yok”, “o kadar yağım olsa ben de üşümem” daha neler neler.
Zayıfladığım zaman da aman geri alma diye ihtarlar. Tezgahtarlar sizi kale almaz
şişmansanız, size olmaz derler, bazen pek ilgilenmezler. Kime ne???? Ama
insanın bir yerinde o çakılan çivi gibi sözlerin izi kalıyormuş demek…
Hani geçen yazımda (http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/07/sana-ne-oldu-diyenlere-dukan-sayesinde.html) demiştim ya tv seyrederken, sokakta
zayıf birini görsem zayıf oluşunu düşünüyorum; ama ters tepiyor yiyorum diye…
Şimdi de tam tersi: bir dizide veya sokakta şişman birini görsem, yanına yanaşıp/mail
atıp “bu rejimi dene, ben bile yapmayı başardım, en azından sağlığın iyiye
gidiyor, rahatlıyor vücudun, dolayısı ile hayatın” diyesim geliyor. Demiyorum
tabi; çünkü incitme riskim var. Saba Tümer’de 18 ayda 78 kg veren Efsane Gürsel
ile ilgili bir program izlemiştim aylar önce. Saba Hn kızın eski resimlerine
bakıp Efsane Hanımın yanında öyle bir gülüp eski haliyle dalga geçmişti ki içim
acımıştı. Çünkü o programı izlerken hala şişman olan ve o eski resimlere
benzeyen kişiler vardı mutlaka ve o sözler, gülüşmeler onları yaralamıştır.
Dukan benim babamın oğlu değil; ama eskiden 20 kilo
vermemi sağlayan Dr. Osman Bulutlar’ın rejim mantığına çok benziyor ve bu tür
rejimler bana çok uyuyor.
Bu resmi geçen gün buldum ve dehşete kapıldım. Ailem de beni o halde hatırlamıyor ama gerçek; insan sevince gözünü kör ediyor demek ki. Photoshop vs yok. Özellikle gelini de gösterdim ki aramızdaki farkı görebilin diye, kollar neredeyse iki katı. Ben ben olmaktan çıkmışım meğer. İşte bu yüzden kimse beni şişman veya zayıf halime göre tanıyor ve diğerini tanıyamıyor.
Zayıf halimi bilen komşum beni şişman halimle tanımamış ve ilk defa karşılaştığımızı sanmıştı, şimdi sporda yine tanıyamadı:)
Geçen ay başka bir komşu sesimden tanıdığını söyledi:)
İki yeni yazı ile tekrar beraberiz: Biri “ne yaşıyorum
ve ne hissediyorum”, diğeri ise “ne
yiyorum” ile ilgili….
Sizlere soruyorum siz hiç şişman oldunuz mu? Hayatında
hiç şişman, hele de obez olmamış biri şişman biri nasıl hisseder, düşünür,
yaşar bilemez. Evet empati kurabilir; ama taaa ciğerinde hissedemez bir başka
şişmanın sıkıntısını.
Aman yanlış anlaşılmasın, şişman olmayan diyetisyenler
veya psikologlar yardım edemez demek değil. Tam tersine zayıf olan biri de
zayıf olmanın nasıl bir şey olduğunu bildiği için zayıf gibi düşünmeyi
öğretebiliyor insana. Benim klinik psikolog olan (http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/06/klinik-psikolog.html)
kardeşimle ki kendisi manken gibi, kardeşçe sohbetlerimizden bile çok
faydalandım ben. Bana maddi manevi destek oldu hep. Evet tanıdığa/aileye terapi
yapılamıyor ama ablasına bir kadın, bir kardeş olarak çok destek oldu, motive
etti; haydi diye iteledi, rejimi savsakladığım zaman tekrar bir tarih
belirlemem için destekledi.
Ben Dukan ve bu kitabı aynı anda, paralel olarak okudum. Birbirlerini
destekledikleri için bazen hangisi ne diyordu karıştırdığım bile oldu. Bu kitaptan da çok şey
öğrendim, tavsiye ediyorum. Hepsini uygulayabildim mi, hayır ama hatırlamak
bile yeter. Benim bu kitaptan hatırladığım en temel iki şey:
- Biri oturmadan ayak üstü yemek yememek (itiraf ediyorum
hala uygulayamıyorum çok ayıp), evin her yerine buzdolabına vs “otur” diye
kağıtlar yapıştırttı bana; ama uygulama tembeliyim.
- Diğeri ise “aklımda kalır deme” deyip neden zayıflamak
istediğimi yazıp yanımda taşımamı ve gün içinde birkaç kez hele de kendime
yenileceğimi düşündüğüm an açıp bakmamı söylemesi. Bunu hala yapıyor muyum,
hayır; ama yapmalıyım. Geçen gün listeyi cüzdanımda bulunca, artık pek çok
emelime ulaştığımı gördüm ve sevindim.
Özel olmayan birkaçını sizinle
paylaşacağım belki siz de aynı şeyleri düşünüyorsunuzdur, sizin
hazırlayacağınız listeye örnek olur diye… Mesela:
- Daha
sağlıklı oldum (belim daha az ağrıyor, ütü bile yapabiliyorum)
- Ağrılarım
azaldı
- Çocuğum
için daha uzun ömürlü olabilirim demişim (Allah kerim ama adım attım en
azından),
- Daha güzel
ve çekici olmak için de bir aşama atladım,
- Eski kıyafetlerimi ve
ayakkabılarımı giymek (hele de topukluları yorulmadan giymek), topuklu ile
sahneye bile çıktım dün,
- Kolayca kıyafet ve ayakkabı
bulabilirim (evet artık normal mağazalardan alışveriş edebiliyorum)
- Daha rahat spor yapmak. 1
Ekim'de tekrar spora başladım:) (iki sene evvel yapamadığım pilates
hareketlerini daha rahat yapabiliyorum, elim ve ayağımın kavuşmasına seviniyorum
- Diabet riskim azalır demişim,
sanırım bu riskten uzaklaşıyorum
- Daha rahat nefes alırım (evet
tık nefes olmuyorum)
- Daha rahat şarkı söylerim
(evet artık bir koroda söylüyorum)
- Yerden bir şey almak, yere
oturup kalkmam kolaylaştı
- Çoraplarımı rahat giyiyorum
- Külotlu çorap bulmak ve giymek
kolaylaşacak bu kış
- Tanıdıkların yanında “daha
rahat” denize girmek için yazı beklesem daha iyi; ama hiç yoktan iyidir. Gerçi
ben en dobiş halimde de denizimden mahrum olmadım, o yüzden “daha rahat”
diyorum.
- Manikür ve pedikürümü kendim
yapabiliyorum yine
- Yüzüklerimi takabiliyorum, en
önemlisi de alyansımı
- Saat bulabiliyor ve
takabiliyorum; hatta kayıştan zincir parçası bile çıkardım, erkek saati takmak
zorunda değilim. Not: Kadın saatlerinde en büyük
www.tchibo.com.tr
’da var aklınızda
bulunsun
- Daha önce başardım demişim
evet yine başardım
- Listeye yazmamışım ama beni en
çok yaralayan, kamçılayan çocuğumun anneannesi veya babaannesi sanılmam (birkaç
kez başıma geldi). Artık annesi olduğum daha aşikâr.
Bu kitabı alın okuyun derim; ama çevrenizde sizi
destekleyen sağlam kaynaklar yoksa terapiye de başvurabilirsiniz, utanmayın.
Çok büyük paralar değil inanın. Diyetisyene, spora verdiğinizden az veya eşit. Herkesin
yanında benim gibi doğru kitabı önerecek, doğru teşvikte bulunacak bir psikolog
yok ne de olsa…
Bir dostum bana demişti ki “Sana şişmanlık da yakışıyor
diyen senin dostun olamaz, inanma”. Bence de doğru. Evet, ben zayıf veya şişman
yine benim; ama şişmanlık kimseye yakışmıyor; sadece içini değiştirmiyor ama
hayatını zorlaştırıyor. Değnek gibi olmak değil hedef, sağlıklı bir bedene
sahip olmak.
İlk yazımdan bu yana, tanıdık tanımadık bana mesaj atan,
arayan pek çok kişi oldu, destek isteyen, öneri isteyen. Herkese dediğim gibi
ben doktor, dietisyen veya psikolog değilim. Ancak kendi deneyimimden yola
çıkarak kendi yediklerimi örnek göstererek öneride bulunabilirim; ama arkadaş
olarak manevi destek olmaya çalışırım dedim arkadaşlarıma. Çünkü biliyorum ki
pek çok insan benim gibi birine hesap vermedikçe veya para vermedikçe kendini
hizaya sokamıyor. Bu sefer kendi kendimeyim bu macerada; ama aslında değilim
de: Beni örnek alan, benimle rejim yapanlar oldukça ben de kaçamak yapamıyorum,
kötü örnek olmayayım diye. Bazen yakın arkadaşlarımı arayıp ya da mesajlaşıp
nasıl gidiyor diye sorup vicdanının sesi olmaya çalışıyorum. Çünkü anca beraber
kanca beraber… Hatta annesi, eşi vs kitabı alıp da yap diye yalvarmasına rağmen yapmayan kimselerin, yazımı okuduktan sonra, güç alıp "ben neden başaramayayım" diyerek, kendilerini o kısırdöngüden çıkarıp rejime niyet etmelerine vesile olmak benim en büyük mutluluğum. Hiçbir kar amacı olmadan; sadece birilerinin daha depresiflikten uzak, sağlıklı yaşama yakın bir hayata adım atmasını görmek ne güzel. Daha da komiği, çok yakın dostum yazımı okuyunca sigarayı bırakmış, kendi iradesine hakim olabilmek için. "Bu da yazının yan etkisi olsa gerek" dedik, güldük, hep ilaçların olacak değil ya:))
Bir de lütfen bir doktora danışın. Ben hem bir aile
hekimine, hem de dahiliye uzmanına danışıyorum. Hele de diabet, yüksek tansiyon
vs gibi özel bir durumunuz varsa, ilaçlarınızın dozunun ayarlanması gibi
konularda MUTLAKA doktor yardımı almalısınız. Kendi kendinize yapacağınız bir
rejim hayatınızı riske atabilir. Annem diabetik olduğu için biliyorum, yaşadık.
İlaç dozu ayarlanmaz ise şekeriniz risk derecesinde düşebilir. İlacın dozu yüksek karbonhidrat aldığınız varsayılarak veriliyormuş. Değil dukan herhangi bir karbonhidrat yoksunu (veya azaltılmış) rejimde bu ilaç dozu bu sefer size fazla gelir ve doktorunuz azaltmalı imiş. Pek çok doktor zaten rejim yapıp zayıflayarak sağlığına kavuşmayı, ilaçlara nazaran
daha faydalı buluyor. Ne de olsa ilaçların yan etkileri olabiliyor. (Aman bu da yanlış anlaşılmasın, ilaç lazım, kesmek yok; ama dozunu doktor bilir ve ayarlayabilir) Doktor
takibinde olmayı unutmayın. Örneğin dayım çok kısa bir sürede (ödem veya değil)
çok kilo verince doktoru (kendisi değil!) insülin alımını durdurmuş; çünkü şeker seviyesi iyi
bir seviyeye gelmiş.
Bu rejimin bir başka sıkıntısı ise şu: Kabızlık. Hele de
atak evresini uzun yapanlarda kaçınılmaz oluyor. Bağırsak probleminiz varsa bir
gastroenterlogdan yardım alın. Bir arkadaşım 10 gün atak yapınca 9. günde hastaneye
gitmek zorunda kaldı; çünkü bağırsak problemi varmış. Şimdi doktor kontrolünde
tedavisine de devam ediyor, zayıflamaya da. Kabızlık problemi için su içmek,
seyir evresinde sebze yemek, lifli yemek, yulaf kepeğini ihmal etmemek çok önemli.
"Su içmezsen yapma bu rejimi" diye bas bas bağırıyor adam
kitabında. Doktora sordum üre yükselebilir dedi. Fakat gut hastası iseniz çok
riskli imiş. O zaman su yetersiz imiş çok proteine karşı.
Bu arada bu Atkins rejimi gibi yağ, şarküteri serbest bir
rejim değil, kolestrolü tavan yapmaya sebep olmuyor; ama risk grubundaysanız diğer
etmenler için doktorunuzla konuşun. Sadece önyargı ile milletin karalaması ile “kalp
için, kolestrol için zararlı” masallarına doktorunuzdan duymadan inanmayın.
Bunlar benim öğrendiklerim, siz de doktorunuzdan çok şey
öğrenebilirsiniz.
Ne yiyorsun, menü yapıyor musun diyenlere bir sonraki
yazımı okuyun derim…
 |
| 2011-2012 doğumgünlerim |
Ve beyazzzz giymek
 |
| enine çizgili ve beyaz giyebilmek |
 |
| topuklu sevdası |
 |
| spora başlandı |
 |
| en son halim, gerçek ben'e en yakın halim |
 |
| spora giderken süslenmek moral oluyor |