Mezzokate

Mezzokate

Blogroll

Her Hakkım Saklıdır® Bu blogdaki tüm haklar Melis Tezcan'a (öncekadınsonraanne) aittir, kendisinden izin almadan!!! ve kaynak göstermeden gerek metinsel gerekse görsel dökümanların kopyalanması, kullanılması ve yayınlanması yasaktır. Aksi halde yasal yola başvurulacaktır.
Ikea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ikea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2012 Salı

Bebek yastığı

Bebek yastığı olarak piyasada yığınla yastık var. Biz de ilk başlarda Ikea’dan aldığımız bir yastığı kullanıyorduk. Daha doğrusu uyurken başının altına değil de bebek daha küçük olduğu için bebeği taşımak için altına sererek kullanıyorduk.
http://www.ikea.com.tr/urundetay/00028508/len_yastik.aspx
8 TL
  



Uzun süre yastıksız yattı oğlum.
Geçen yaz şu an kullandığımız yastığı aldım.
BabyJem boğulma önleyici yastık:
üzerinde ince ve kendisi de delikli kılıf var ama resimde belli olmamış




Oğlum (erkek çocukları daha çok terliyor) babası gibi çok çabuk terliyor, sıcağa gelemiyor. Yazın hele kafası ter içinde kalıyordu.
Delikli yastıklar hava geçirgen olduğu için hem terlemeyi azaltıyor, hem de boğulma riskini…
Alırken e-bebekte iki ürün vardı biri BabyJem diğeri ise Chicco. 
İkisinin de yastık kısmı delikli bir süngerden oluşuyordu; ama BabyJem’in yastık kılıfı %100 pamuk (Chicco Kılıf: %65 Polyester, %35 Pamuk) ve delikli bir kumaştan olunca onu tercih ettim. Üstelik de daha ucuz. (48 yerine 20 TL)

Yani benden size tavsiye bilindik marka, pahalı ürün diye hemen daha pahalı olan ürünlere uzanmayın. Araştırın, deneyin memnun kalacaksınız. Ben BabyJem ve SeviBebe’nin pek çok ürününden memnun kaldım. Yabancı mal düşmanlığı değil bu… Sadece aynı kalitede ucuz ve yerli ürün varsa, ne diye enayi gibi paramı sokağa atayım mantığı.

7 Eylül 2012 Cuma

Tuvalet eğitimi: Sokaktaki son durum


Gelelim sokaktaki tuvalet maceralarımıza:
Bu kısım inanın daha zor ve sinir bozucu. Sinir bozan kısım çocuktan çok, çocuklara uygun olmayan tuvaletlerden kaynaklanıyor.

Önceleri arabaya binerken veya sokağa çıkarken bez bağlıyorduk. Güvenemiyordum yapmayacağına. Hele de TEM korkulu rüyamda. Benim gibi bu durumdan korkan Slingomom’ın bir yazısındaki eldiven fikri çok aklıma yatmıştı hatta.

Bir gün kısa mesafe gittiğimiz bir yere bezsiz gittik; başarılı olunca mesafeyi uzattık. AVMdeki ilk denememiz de başarılı olunca tamam oldu bu iş dedik. Yine de nadiren de olsa kazalar olabiliyor. O yüzden el çantamda 3 set şort ve külot taşıyorum. 2 bile yetmeyebiliyor. Bir de ıslak kıyafet konacak torba tabi.  Ellerini ve tuvaleti temizlemek için antibakteriyel ıslak mendil ve jel çantamın olmazsa olmazları. İstanbul’un tuvaletlerini temizlemekten bıktım.

Öncelikle erkek çocuğu olmanın iyi ve kötü yanları var. İyi yanı, şişeye yaptırabilmek… Bu yüzden pet şişeleri atmıyor biriktiriyoruz.  Bu şekilde pis klozetlerden uzak kalabiliyoruz. Her yerde (giyinme kabininde bile) tuvaletini yaptırabiliyoruz.

Bir ara ille de küçük çocuk tuvaletlerine oturma sevdası yüzünden şişeye yapmak istemiyordu. Şimdi tekrar alıştı.

AVMlerde mağazalardan fişek gibi çıkan ve “tut tut tut” diyerek koşan, kahkahalar atan bir kadınla, çocuk görürseniz o biziz. Ali  Mert bu oyunu çok seviyor. O kadar ki bazen mağazada sıkılınca çişim geldi diyor ve apar topar çıkıyoruz, halbuki sadece bana eziyet, elalemin tuvaletini temizleme seansı. O yüzden şimdi gerçekten mi diye soruyorum;) Mağazalarda kasaya sepet teslim edip tuvalete gidip geldiğimiz çoooook. Hatta geçen haftalarda yemeğimi aldım yere emanet edip gittim geldim.

Klozetlere gelince...
Dışarıda çok çeşit tuvalet var:
  • ·         Büyük tuvaletleri (pisssss)
  • ·         Üzerinde dönen torba mekanizmalı klozetler (nispeten daha pratik)
  • ·         Aile tuvaletleri (ya anne ve çocuk için iki boy klozet ve iki boy lavabo oluyor; ya da sadece puseti de sokabilecek büyüklükte olan sadece anneye hizmet eden genişçe tuvalet kabinleri.
  • ·         Çocuk tuvaletleri: Sadece çocuklara özel (hatta bazı yerlerde kız erkek ayrı dizayn edilmiş) küçük boy tuvaletler. (tek kabin değil, tamamı onlara ait)
  • ·         Büyük tuvaletinin içinde (alçaltılmış tuvalet ibaresi ile ayrılmış) tek bir kabin: içinde küçük tuvalet ve lavabo var.

Size bazı tuvaletlerin resimlerini son kısımda göstereceğim... (gezdikçe de resim ekleyeceğim bu yazıya)

Tuvaletlerin en büyük sorunu şu: çocuğu oturtunca şortu, külotu da klozetin ayağına sürünüyor. Çıkarsanız ayakkabılarına sürünüyor. Yerler çoğu zaman ıslak ve çamur veya çiş zaten. O yüzden önce klozeti ve ayağını dezenfekte etmek gerekiyor (olabildiğince). Biberon vs. konusunda hiç hijyen takıntısı olmayan ben, tuvaletlerden çok iğreniyorum. (Halkımız da çok pis o ayrı).  Çocukların da oraya buraya sürünme, dayanma, elleme takıntısı var. Bazen ciyak ciyak ellerini sürme hiçbir yere diye bağırdığımı biliyorum.

Klozet için satılan kağıtları çocuklar için uygulaması çok zor; çocuğu oturturken yırtılıyor veya kayıyor.

Çocukluğumuzda tuvaletin kenarlarına tünerdik. Bu hem erkek çocuğu için uygulanabilir bir yöntem değil, hem de küçük yaştaki çocuğun klozetin içine düşme, ayağını sokma tehlikesi var. Hem de kaç anne ardından siler o klozeti. Millet çocuğunun sıçrattığı çişi bile silmeden çekip gittiği için yerler göl, arkalarını toplamak da bana kalıyor.

Antibakteriyel ıslak mendile antibakteriyel jel (bulmak zorlaştı, ille de bir domuz/kuş bilmem ne gribi olacak ki satılacak) (Carrefour'da var) döküp onunla klozeti ve ayağını dezenfekte ettikten sonra oğlanı oturtuyorum ama bu arada şortun ve çamaşırın mümkün olduğu kadar değmemesi için kıvırıyorum. Yine de sürünüyor. Bir de bileklerinde toplanan kıyafetler bacaklarını yeterince açmasına engel oluyor. O da çiş için asiste etmeyi güçleştiriyor.

Hele bir de kakam geldi olayı ise eyvahhh.  Yıkasan bir türlü yıkamasan bir türlü. Yıkasan elin kirli olacak, çocuğu, kapıyı, çantanı nasıl tutacaksın.  O yüzden en iyisi bez zamanındaki gibi ıslak mendil kullanmak.

Benden kokoş annelere bir tavsiye daha: Uzun elbise ve etekler tuvaletin önünde çömelmiş bir anne için uygun değil. Eteklerini tepene toplaman gerekiyor.

Gelelim lavabolara. Büyük boy lavabolar kabusun ikinci faslı. Çocuğun boyu o kadar kısa ki bunlar için elini uzatınca, çenesi lavaboya yapışıyor. Bu olaydan nefret ediyorum!!!  Çocuklar için yapılmış küçük lavabolar çok önemli bu konuda. Hele bir de fotoselli olursa sorun katmerli oluyor: denk gelmiyor, bu arada oraya buraya sürünüyor. Çocuk lavaboları manuel olmalı. Bazen sırf oraya buraya sürünmesin diye elini yıkatmayıp, mendille silip jel sürüyorum.
Bu arada küçük çocuk lavabolarına kova koyup dolduran temizlik görevlilerine de rastladım. O  yüzden, lavabo kenarlarını da silmeden çocuğunuzu yaklaştırmayın derim.

Diğer iki yazıma da göz atmak isterseniz:

 Fethiye Çalış Malhun Hotel'in aile tuvaleti, 3 yıldızlı bir otel bile düşünmüş sağolsun:

Akmerkez çocukları hiç düşünmemiş: (göz doktoru bile var ama çocuk tuvaleti yok) Lavabolar çocuğun boyunda...

Çocuk dostu Trump Towers'da hem aile tuvaleti hem de çocuk tuvaleti (kız ve erkek) var: 
Önce Aile tuvaletinin fotoları:


 Bu da özel çocuk tuvaleti:

 

 Cevahir'de de pek renkli bir çocuk tuvaleti var. Keşke her katta olsa, yetişmek sorun oluyor. 
  
 
 
 

Kanyonun çocuk tuvaletinde saksı lavabo çok şirin:

 

Bunlar da kardeşimin çektikleri:
Palladium:
Bu da Ikea (yine teyzemizden geliyor): Aynı kurbağa klozetler Torium'da da var ama rengi beyaz.
 

Forumdaki bu bebek odasına da bayıldım. Mama ısıtmak için hem biberon ısıtıcı, hem de mikrodalga var. Duvarda 3 numara yedek bez makinesi var. Alt açma ünitesi de gömük, ergonomik ve güvenli:

Burası yeni AVMlerden Aqua Florya. Aile tuvaleti var. Oldukça geniş ve ferah.



Tuvalet eğitimi: Evdeki yeni durum


Tuvalet maceramız bitti sayılır. Bir hafta kadar bir süre içinde kolayladık işimizi. Sadece gece bez takıyoruz artık. O da şöyle: Çoğu sabah kuru kalkıyor; ama bazen gece bezine çiş yapmış olabiliyor.  Uyumadan önce yine de tembihliyorum, “Bezi takıyoruz; ama beze yapma sabah uyanınca tuvalete yapalım; ya da bana anne çişim geldi diye haber ver” diyorum. Gece tuvalete oturtursam çoğunlukla uykusunda ağlıyor ve istemiyor, ben de zorlamıyorum.

Evde ve sokaktaki tuvalet maceralarımızı iki ayrı yazı olarak ele alacağım.

Önce evdeki yeni halimiz:
Önceleri günde bilmem kaç kez çişin var mı sorusunu sorarken şimdi kendi haber veriyor (bazen nadir de olsa kazalarımız olabiliyor o ayrı). Haber vereceğim yerine “ebercem” diyor. Ebermeyi unutmamasını söylüyoruz biz deJ)) (Bu arada, “ebermek” diye bir fiil varmış Ege yöresinde (vermek, getirmek, başarmak anlamında). Benden gelen İzmir genleri ortaya çıktı herhalde)

Evde sorunumuz kalmadı diyebilirim. Sadece kendiliğinden önlem amaçlı gitmiyor tuvalete, ta ki sıkışıncaya kadar bekliyor. O zaman da az da olsa külotu para büyüklüğünde ıslanabiliyor. Bazen de oyundan kopamayınca yerler göl olabiliyor. Allah’tan hala halıları sermedim.

Öğle uykusuna yatmadan önce ve kalktıktan sonra, bir yere gitmeden önce ve eve geldiğimizde benim zorumla gidiyor. Ama bunun da kolayını şöyle bulduk:” Kim önce gidecek” diye yarışıyoruz. “Hayır, ben önce gideceğim” diye koşuyor, ışığı ve kapıyı o açıyor ve “ben kazandım” diyor. Evet, belki çok iyi bir yöntem olmayabilir; ama bırakın bir konuda da rekabetçi oluversin, nasılsa çok hırslı, hırçın bir çocuk değil.

Tuvalete benim yardımımla oturuyordu. Geçen haftadan beri Ikea minik basamağı (http://www.ikea.com.tr/urundetay/60101063/forsiktig_tabure.aspx) kullanıyoruz. Basamağın neden ay şeklinde olduğu yeni dank  etti kafama:  klozetin önüne tam denk geliyor. Buna basarak kendi çıkıp yerleşiyor. Hilton olmayan, ayaklı lavabolara da uyar. Ben de yardımcı oluyorum. Ama artık ben tutmasam da düşmüyor. Ellerini dizlerine dayayarak dengede kalmayı öğrendi.

Ben de karşısına tabureyi çekip oturuyorum. 
Bazen elini tutuyorum kaka söz konusu ise, çişyapıyorsa klozetin kapağı ile taşı arasından dışarı taşmasın diye asiste etmek zorunda kalıyorum (erkek çocuk farkı, ahtapot olmak lazım). Duvardaki kokuya basıyor (pıs yapıyoruz yani). 
Bazen “Pepee ne diyor” derdi başlarda. (Kakalar tuvalete, çişler tuvalet, artık kimse yapmayacak altındaki beze) Pepee’yi çok tutmasam da bazı şeyler çok akılda kalıyor ve bu yüzden mesaj verirken daha da dikkatli olmalılar.

Sonra Familia Sünger Bob desenli tuvalet kâğıdını (ona özel ve ayrı) koparıp siliniyoruz. Tabi öncesinde bu kim, vs diye Sünger Bob ve arkadaşlarını ve ne yaptıklarını konuşuyoruz. Kazara bizim kağıdı koparırsam “Anne sen karıştırdın” deyip gülüyor bana.
Kaka yapıldıysa popo yıkanıyor, sabunlanıyor, kurulanıyor. Dirseğimden güç alarak aşağı atlıyor.

Not: Lazımlıklar çevremizdeki küçük bebeklere dağıtılacak. Hiçbirine kaka yapmadığı için temizleme derdim de olmadı. Pepeenin dediği gibi kakalar tuvalete. Başta arkasından el sallıyor hoşçakal bile diyorduk. Şimdi ise kaç parça kaka yaptığını sayıyor. Bir yandan da saymayı öğrenmesi işlevsel oldu:))) İlk kaka yaptığında o kadar şaşırmış taklidi yapıp, kahkahalar attım ki o da bunu keyifli bir oyun olarak görmeye başladı. Alt komşu deli bunlar diyordur. Tuvaletten şen kahkahalar geliyor, alkışlar, kıyamet...

Sonra lavabo başındaki bölüm başlıyor: Oturduğum tabure lavabonun önüne çekiliyor. Üstüne çıkıp ellerini yıkamak için sırasını bekliyor. Ben elimi yıkadıktan sonra o da kendi sabunu olan mavi zerrecikli Selin Junior marka mavi sabununu sıkıyor eline. 
Ona kendi kendine sıkabilmesini, sabunun ucundan damlayanı sıyırmasını, suyu açıp kapamasını öğrettim ve kendine yeterli olmasını istiyorum. Eller iyice köpürtülüp el üstleri ve parmak araları da yıkandıktan sonra eller durulanıyor. El köpürtülürken su kapatılıyor. Su tasarrufunu şimdiden öğrenmesi önemli! “Suyumuz biter” diyorum.
Hatta ben tazyikli su severim. Anne çok açtın diyor;)) sonra aşağıya inip ellerini kendi havlusuna kuruluyor ve havlusunu yerine asıp çubukları itiyor.
Toplumumuzda bolca bulunan, ellerini yıkamadan çıkan pis erkek örneği olmaması için eli hiç kirlenmese bile yıkıyoruz. Alışkanlık önemli.


Bir de masalımız var benim uydurduğum. Onu anlatmamı isteyebiliyor: Adı “Köpek- işaret”. Oğlum işaretlere çok meraklı, tüm tabelaları okuyup “anne bu işaret ne diyor” diye soruyor.  Halası da bahçedeki köpek giremez işaretlerini göstermiş ona.
Masalımız şöyle: “Bir köpek bahçeye çıkmış, koşmuş, çok eğlenmiş. Sonra “eyvah, kakam geldi; ne yapacağım şimdi” demiş. Tam çimenlere kakasını yapacakken bir bakmış bir işaret. “Köpekler buraya girmesin, kakasını yapmasın” diyor işaret. Hemen babasına koşmuş. Babacığım ne yapacağım, kakam geldi; ama işaret böyle böyle demiş. Babası tuvalete yapılır demiş ve onu götürmüş. Şlop şlop yapıyor ve rahatlıyor köpekçik.” Normalde masal burada bitiyor; ama bazen kendi şu kısmı ekliyor:  Anneanne köpek ona sürpriz (hediye) alıyor. (Anneannemiz tuvalete yapılan ilk kaka uğruna bize yarış arabası seti almıştı da…)


Maceramızın başı için bu yazıya bakın: